Coşkun Karaca

Hayvanların da duyguları vardır


Coşkun Karaca
27 Temmuz 2017 Perşembe 11:43

Çocuklarınıza, sevgilinize, arkadaşınıza ya da kendinize tatlı mı tatlı bir köpek (kedi ya da başka bir hayvan da olabilir. Hiç fark etmez. Köpek sadece örnek) alıyorsunuz. Yavru da olsa, büyük de olsa sizi ve ortamınızı kabullenmekte sıkıntı yaşayacağını bildiğiniz için ve birazda hevesle ilk zamanlar el üstünde tutuyorsunuz. Sonraları her nedendir bilinmez, bu tatlı dostunuzun bazı şeyleri size dokunmaya başlıyor. Mesela…

Siz dışarı çıkarmayı unuttuğunuz ya da üşendiğiniz için evinizin bir köşesine tuvaletini yapması sizi sinirlendiriyor!

Siz iş yerinizdeyken evde bütün gün tek başına kaldığı için sıkıntıdan bir yerleri kemirmesi asabınızı bozuyor. Bütün gün evde tek başına kalan hayvanın sıkılması ne hayret verici bir şey doğrusu!

Sonra, yemek masrafları ağır gelmeye başlıyor. Oysaki siz böyle hayal etmemiştiniz. Ayda 20 liraya karnı doyar sanmıştınız. Meğerse öyle değilmiş. Sinirleniyorsunuz. Haklısınız!

   

 

Nihayetinden bu sevimli arkadaşınızla yollarınızı ayırmaya karar veriyorsunuz. Onu evinizin bulunduğu semtin dışında uzak bir yere bırakıyorsunuz. Ve hiç düşünmüyorsunuz. O sizi özleyecek. Onun da duyguları var. Yalnız kaldığı için belki çok üzülecek ve hastalanacak. Belki sessizce ağlayacak. Ne siz, ne de bir başkası duymayacak. Sonuç itibariyle mecburen bulunduğu şartlara istemeyerek dahi olsa ayak uyduracak. Ve bütün bunlar olurken sizin vicdanınız hiç sızlamayacaksa, lütfen bu tatlı dostların hayatına hiç girmeyin. Onları hayatınıza hiç almayın.

Ha bu arada bir şeyi eklemek isterim. Siz bütün bunları yaptıktan yıllar sonra bir gün karşısına çıkarsanız, emin olun hiçbir şey olmamış gibi size sevgisini sunacaktır. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmayın.

***

Hoşça kal güzel insan…

Harun Koçak’ı son yolculuğuna uğurladık. Kendi adıma söylemem gerekirse; gerek hareketli, gerek hüzünlü şarkılarının hepsini aynı zevkle dinledim. Hiçbiri sırf albüm dolsun diye gelişi güzel yapılmış parçalar değildi. Harun Kolçak’a son sözüm şudur:

"Gitme seviyorum" demek kolay. Sen niye gittin? Mekânın cennet olsun…

***

Kifayetsiz kalan kulaklıklar…

Müzik dinlemek, zannediyorum hemen herkes için büyük bir keyif. Özellikle toplu taşımı kullanırken, yolculuğun sıkıcılığına karşı çok daha önemli. E tabi ki, toplu taşımı kullanıyorsak etrafımızdaki kişileri rahatsız etmemek adına müziğimizi kulaklıklarla dinlemeliyiz.

Ancak bazen öyle durumlar oluyor ki, kulaklıklar hiçbir şeye yaramıyor. Daha doğrusu amacına hizmet etmiyor. Müziğin sesini sonuna kadar açmış ve bir de müzik çalarınızın ekolayzırından bas özelliğini artırmışsanız, sağınızdaki ve solunuzdakilerde müziği dinlemek zorunda kalıyor!

Bu saygısızlığı lütfen yapmayın. Sizin yüksek sesle müzik dinleme keyfiniz var diye etrafınızdakiler sizinle birlikte o gürültüyü çekmek mecburiyetinde değil!

Bir de uyarıldıkları vakit, özür dileyip sesini kısacakları yerde, “Kulaklık var zaten. Daha ne yapabilirim?” diyenler var. Kulaklık işe yaramıyor işte. Biz de tam olarak onu söylüyoruz sivri zekalı! Direkt olarak müziği dinlesek daha iyi. Kulaklıktan dışarı gelen ses anlamsız tuhaf bir şey oluyor.

***

Gabriel Garcia Marquez’den seçmeler…

Nobel Edebiyat Ödüllü büyük yazardan birkaç güzel sözle bitirmek isterim.

- Benden nefret edenlerden nefret edecek vaktim yok. Çünkü ben, bana değer verenleri sevmekle meşgulüm.

- Aslında kötü insan yoktur hayatın hiçbir evresinde, her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.

- Her şeyin bir sonu var, doğrudur! Ama en mutlu son, hafta sonudur.

Sağlıcakla kalın…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık